x

DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Dil, insanların birbirleriyle duygu ve düşüncelerini paylaşmak amacıyla kullandığı ortak kurallar sistemidir. Konuşma ise bu duygu ve düşünceleri içeren kuralların gerekli organlar yardımıyla fiziksel olarak üretildiği sistemdir. Normal gelişim gösteren bir birey 24-30 ay arası dönemde ifade etme becerilerini kazanmış olmalıdır. 24-30 ay arası dönemde ifade etme becerileri gecikmiş olan birey duygu ve düşüncelerini aktarmak için gerekli dilbilgisine sahip olabilir fakat konuşma organları (dil, dudak vb.) işlevini gerektiği şekilde yerine getiremediğinden konuşamayabilir. Diğer yandan, başka bir birey, konuşma organları işlevini kusursuz yerine getirdiği halde dil gelişimindeki bir aksaklık nedeniyle konuşamayabilir, ya da her ikisi de aynı anda görülebilir.

 

Dil Ve Konuşma Bozuklukları Nelerdir?

Gecikmiş Dil Ve Konuşma: Bireyin alıcı ve ifade edici dil becerilerinin yaşından beklenen düzeyde gelişme göstermemesi durumudur.

Artikülâsyon Ve Fonolojik Bozukluklar: Bireyin konuşma seslerini, heceleri ya da sözcükleri yanlış üretmesi sonucu konuşan kişinin ne söylediğinden çok nasıl söylediğine dikkat edildiği dil ve konuşma sorunudur.

Akıcılık Sorunları (Kekemelik, Takifemi): Konuşma akıcılığının, ritminin ve hızının etkilendiği konuşma sorunudur.

Ses Bozuklukları: Çeşitli nedenlerden dolayı sesin perde, şiddet ya da kalitesinden birinin ya da birkaçının, konuşan kişinin ne söylediğinden daha fazla dikkat çektiği bozukluktur.

Afazi (Edinilmiş Dil Bozuklukları): Beyinde edinilmiş bir hasara bağlı olarak oluşan, nörolojik kaynaklı dil ve konuşma bozukluğudur.

Yutma Bozuklukları: Çoğunlukla nörolojik bir nedene bağlı olarak gelişen ve yutmanın değişik aşamalarında görülen yutma güçlüğüdür.

Motor Bozukluklar(Apraksi, Dizartri): Nörolojik bir sebebe bağlı olarak konuşma için gerekli kas gruplarında görülen güçsüzlük, zayıflık, koordinasyon bozukluğu sonucu konuşma mekanizmasının etkilendiği bozukluklardır.

 

Dil Ve Konuşma Bozukluklarına Etki Edebilecek Faktörler Nelerdir?

Genetik: Dil bozukluğu olan anne, baba veya kardeşe sahip çocukların dil bozukluğu için diğer çocuklardan daha fazla risk taşıdığı yapılan çalışmalarda açık bir şekilde ortaya koyulmuştur. Bu tür bir genetik riskin varlığı üzerinde şu an yapılabilecek fazla bir şey yoktur fakat aileler çocuğun bundan asgari seviyede etkilenmesi için erken dönemden itibaren bu durumun farkında olup çocuğun iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalıdır.

 

Ebeveyn Etkisi: Bazı araştırmacılar çocuklarla iletişim kurma biçimimizi de dil gelişimiyle ilişkilendirmektedir. Yapılan çalışmalarda çocuklarıyla sık oyun oynayan ve oynarken onlarla konuşan, çocuklarına kitap okuyan, çevrelerinde ilgilendikleri, işaretle gösterdikleri şeyler hakkında çocuklarıyla konuşan ve çocuklarıyla daha yalın ve sade bir dil kullanmayı tercih eden ebeveynlerin çocuklarının dil gelişimlerinin daha iyi durumda olduğu aktarılmıştır.

İşitme Kaybı: İşitme kaybı olan çocuklar sözel dili anlamak ve kendisini sözel olarak ifade etmek konusunda yaşanacak problemler açısından büyük bir risk taşımaktadır. Eğer bu durum erken fark edilip müdahale edilmezse çocuk iletişim problemi, öğrenme güçlüğü, kendisini sosyal olarak soyutlama gibi birtakım problemlerle karşılaşacaktır. Yapılan çalışmalarda erken tanı ve müdahale alan işitme kaybı olan çocukların ilerleyen dönemlerde yaşıtlarıyla aralarındaki farkı kapatabildiği ortaya koyulmuştur.

Bilişsel, Nörolojik veya Gelişimsel Bir Bozukluk: Bilişsel bozukluğa, nörolojik problemlere (hidrosefali, havale gibi) ve otizm spektrumu bozukluklarına sahip çocuklarda medikal, gelişimsel ve davranışsal birçok problemin yanında dil ve konuşma becerilerinde de sıkıntı görülmektedir. Bazı durumlarda çocuğun geç konuşması sadece konuşma probleminden öte yukarıda sayılan bozuklukların ön belirtisi olabilmektedir.

 

Hangi Durumlarda Şüphelenmeliyiz?

Özellikle 18-30 ay arası dönemde olan, normal zekâya sahip ama gecikmiş konuşması olan çocuklarda dil gelişimi probleminin belirli durumlarda devam edebileceğine ilişkin ortak görüşler bulunmaktadır. Bu durumlara aşağıda yer verilmiştir:

Dili Anlama: Dili anlamak genellikle dili kullanma ve ifade etmekten önce gelişmektedir. Yapılan bazı çalışmalarda 24-30 ay arası dönemde ifade etme becerileri gecikmiş olan çocukların bir yıl izlendikten sonra yapılan değerlendirmelerinde o dönemde sözel dili anlaması yaşıtlarına uygun bulunan çocukların ifade etme becerilerinde yaşıtlarını yakaladığı fakat diğerlerinin dil problemlerinin devam ettiği ortaya koyulmuştur. Bu sonuçlar, erken dönemde sözel ifadeleri anlamakta güçlük çeken çocukların dil bozukluğu için daha fazla risk altında olduğunu göstermektedir.

Jestleri Kullanmak: Yapılan bir çalışmada geç konuşan çocuktaki jest veya el/kol işareti kullanımı sayısının daha sonraki dönemde sözel dil becerilerinin kestirilmesini sağladığı bulunmuştur. Buna göre farklı iletişim amaçları için birçok sayıda jest kullanan geç konuşan çocukların normal akranlarını yakalama şansı jesti daha seyrek kullananlara göre daha yüksektir.

Ürettiği Sözcükler Veya Cümleler: Çocuğun sahip olduğu sözcük sayısı da ileriki dil gelişimi için bir yordayıcı olabilmektedir. Örneğin 2 yaşında 50’den az anlamlı sözcüğe sahip çocuklar dil bozukluğu için bir risk taşımaktadır. Yalnızca sayısı değil aynı zamanda kullandığı sözcüklerin tipi de önemli bir faktördür. Yapılan çalışmalarda dil ve konuşma bozukluğuna sahip çocukların kullandığı eylem sözcüklerinin çok az çeşitlilik gösterdiği aktarılmıştır. Diğer bir bulgu da kullandıkları eylemlerin genellikle al, ver, gel, ye, iç gibi çok yaygın ve basit olanlar olduğudur.

Sosyal Beceriler: Yapılan birçok çalışmada dil gelişimi gecikmiş olan çocukların bu probleme ek olarak sosyal becerilerinde de gerilik görülmüştür. Bu çocuklar yaşıtlarıyla paylaşma ve oyun becerileri açısından sıkıntı yaşamaktadır ve oyuncaklarla diğer çocukların aksine alışılmadık şekilde oynayabildikleri görülmektedir.

Open chat